Kerim Özgür Yalçın: “Hedefimiz, Türkiye’de yapay zeka ekosisteminin ihtiyaç duyduğu güvenli ve yüksek performanslı altyapıyı sağlayarak yerli yapay zeka projelerinin gelişimine katkı sunmak.”

Handan Aybars

Finansal sistemin veri köprüsü Kredi Kayıt Bürosu (KKB), teknoloji yatırımlarını KKB Anadolu Veri Merkezi’nin kapasite artışı ve yerli bulut markası Kloudeks ile dijital ekonominin tüm paydaşlarını kapsayacak ekosisteme dönüştürüyor. Ankara’da TIER IV standartlarında inşa edilen Anadolu Veri Merkezi’nin ikinci faz yatırımına 2025 yılında başlandı. Kredi Kayıt Bürosu (KKB) Dijital Servisler Genel Müdür Yardımcısı Kerim Özgür Yalçın, finans sektörü gibi regülasyonlarına paralel ilerleme zorunluluğu olan tüm sektörler için “verinin ülke sınırları içinde kalması” hedefini destekleyen önemli bir yapıya dikkat çekti. Buna göre, kurumların yüksek başlangıç yatırımı sıkıntısına karşılık aylık ödeme modeli sunan Kloudeks; sanal veri merkezi (IaaS), özel bulut, yedekleme ve afet kurtarma, güvenlik, yönetilen hizmetler, GPU ve yapay zekâ servisleri, SaaS pazaryeri ve danışmanlık gibi pek çok hizmeti uçtan uca entegre biçimde sunuyor. Kloudeks’in geleneksel bir altyapı sağlayıcısı olmanın ötesine geçerek yazılım geliştiriciler ile kurumları ortak paydada buluşturan stratejik bir platform görevi üstlendiğine dikkat çeken Yalçın, “Bu yapıda denetimli SaaS pazaryeri, yalnızca belirli güvenlik kriterlerini sağlayan fintech yazılımlarına ev sahipliği yapıyor” dedi ve stratejilerini paylaştı:

 

KKB Anadolu Veri Merkezi’nin kapasite artışının arkasındaki temel motivasyon nedir ve önümüzdeki dönemde hangi sektörlerden talep bekliyorsunuz?

Veri yönetimini yalnızca teknolojik bir konu değil, aynı zamanda ülkemizin dijital geleceği açısından stratejik bir mesele olarak görüyoruz. Anadolu Veri Merkezi’ni 2016 yılında 1.000 kabinet kapasitesiyle devreye aldığımızda, finans sektörünün ihtiyaçlarını karşılamayı hedefliyorduk. Ancak zaman içerisinde yalnızca bankacılık değil; sigorta, enerji, telekomünikasyon, teknoloji ve kamu tarafında da güvenli veri barındırma ihtiyacının hızla arttığını gördük. Merkezin beklediğimizden çok daha kısa sürede yüksek doluluk oranlarına ulaşması, ikinci faz yatırım kararımızın gerekçelerinden biri oldu. Bu nedenle 2025 yılında kapasite artırımı çalışmalarını başlattık. Anadolu Veri Merkezi’nin 1.000 kabinetle başlayan yolculuğu, yeni yatırımın tamamlanmasının ardından 3.000 kabinete, enerji altyapısı ise 32 megawatt’a ulaşacak. Söz konusu yatırım, Türkiye’deki finansal verinin önemli bir kısmının, yüksek güvenlikli ve yüzde 100 yerli bir ekosistem içinde korunmasını sağlayacak. Önümüzdeki dönemde özellikle yüksek regülasyona tabi sektörlerden yoğun talep bekliyoruz. Finans, sigorta ve telekom sektörleri başta olmak üzere, verisini ülke sınırları içinde tutmak isteyen kurumların yanı sıra yapay zeka uygulamaları geliştiren teknoloji şirketleri ve kamu kurumlarının da veri merkezi yatırımlarımıza önemli katkı sağlayacağını öngörüyoruz. Yapay zeka ve büyük veri uygulamalarının yaygınlaşmasıyla birlikte güvenli, ölçeklenebilir ve yüksek performanslı altyapılara olan ihtiyaç daha da artacak.

 

Özellikle regülasyonların sıkı olduğu finans ve telekom gibi sektörlerde yerli veri merkezi altyapısına yönelik talebi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bugün veri, ülkelerin ekonomik ve teknolojik bağımsızlığını belirleyen en önemli stratejik kaynaklardan biri haline geldi. Özellikle finans ve telekom gibi sektörlerde verinin güvenliği, erişilebilirliği ve mevzuata uyumu kritik öneme sahip. Türkiye’de hem düzenleyici kurumların yaklaşımı hem de kurumların risk yönetimi perspektifi, verinin ülke sınırları içinde tutulmasını giderek daha önemli hale getiriyor. Finans sektöründe faaliyet gösteren kurumlar için yalnızca teknik yeterlilik değil, aynı zamanda regülasyonlara tam uyum sağlayan altyapılar tercih ediliyor. Anadolu Veri Merkezi bu noktada önemli bir rol üstleniyor. Türkiye’nin ilk ve tek dış hizmet verebilen TIER IV seviyesindeki veri merkezi olarak kurumlara uluslararası standartlarda güvenlik sunarken, verinin Türkiye’de kalmasını da sağlıyor. Biz bu yaklaşımı yalnızca bir hizmet değil, Türkiye’nin dijital egemenliğine katkı olarak değerlendiriyoruz. Önümüzdeki dönemde özellikle yapay zeka uygulamalarının ve veri yoğun dijital servislerin yaygınlaşmasıyla birlikte yerli veri merkezi altyapılarına olan talebin daha da artacağını düşünüyoruz.

 

Bulut pazarında küresel oyuncular ön planda. Kloudeks’i rakiplerinden ayıran temel özellikler neler?

Kloudeks’i farklılaştıran en önemli unsur, yalnızca bir bulut altyapısı sunmuyor olmamız. Müşterilerimize veri merkezi, bulut servisleri, güvenlik, felaket kurtarma, yapay zekâ altyapıları, danışmanlık hizmetleri ve yazılım ekosistemini tek çatı altında sunan bütünleşik bir platform sağlıyoruz. Kloudeks dört yıllık bir geliştirme sürecinin ardından ortaya çıktı. Özellikle regülasyonlar nedeniyle verisini yurtdışına taşıyamayan kurumların ihtiyaçları dikkate alınarak tasarlandı. Bu nedenle yerli ve güvenli bulut yaklaşımımızın merkezinde veri egemenliği var. Yerli bir sağlayıcı olmanın avantajlarından biri müşterilerin mevzuat gerekliliklerine uyum süreçlerini kolaylaştırması. Bunun yanında Türkçe destek, yerel uzmanlık, hızlı erişim ve müşteri ihtiyaçlarına göre özelleştirilebilir hizmetler de önemli. Kloudeks’in arkasında KKB’nin 30 yıllık veri yönetimi deneyimi bulunması ise müşteriler açısından ayrı bir güven unsuru.

 

Kurumlar maliyet optimizasyonuna daha fazla odaklanırken Kloudeks’in sunduğu aylık ödeme modeli ve yönetilen hizmet yaklaşımı nasıl bir katma değer sağlıyor?

Geleneksel BT yatırımları yüksek sermaye harcamaları gerektiriyor ve bu durum özellikle büyüme aşamasındaki şirketler için yük oluşturabiliyor. Kloudeks’in sunduğu aylık ödeme modeli sayesinde kurumlar büyük altyapı yatırımları yapmak yerine ihtiyaç duydukları kaynakları kullandıkları kadar ödeme prensibiyle tüketebiliyor. Yönetilen hizmetler yaklaşımımız da fark yaratıyor. Güvenlik izleme, bakım, operasyon ve teknik destek süreçleri KKB uzmanları tarafından yürütülüyor. Böylece müşterilerimiz büyük BT ekipleri kurmak zorunda kalmadan profesyonel operasyon desteğine erişebiliyor, altyapı yönetimine değil, kendi işlerini büyütmeye ve inovasyona odaklanabiliyor.

 

Kloudeks’in GPU ve yapay zeka servisleri tarafında nasıl bir stratejisi bulunuyor? 

Yapay zeka tüm sektörlerin gündeminde. Ancak yapay zeka projelerinin hayata geçirilebilmesi için yüksek işlem gücü gerektiren altyapılara ihtiyaç duyuluyor. Bu doğrultuda Kloudeks bünyesinde GPU Farm altyapımızı oluşturduk. “YZ-as-a-Service” yaklaşımımız sayesinde kurumlar yüksek maliyetli GPU yatırımları yapmak zorunda kalmadan ihtiyaç duydukları işlem gücüne bulut üzerinden erişebiliyor. Benzer bir ihtiyaca yanıt olarak KKB’nin LLM as a service hizmeti MIA, kurumların büyük dil modeli altyapısı kurma ve yönetme yükü olmaksızın yapay zeka kapasitesine erişmesini sağlıyor. MIA, özellikle finans sektörüne yönelik özelleştirilmiş modeller ve kurumsal entegrasyon desteği sunarak veri güvenliği ve uyumluluk gereksinimlerini ön planda tutuyor. Bu ve benzeri yerli çözümlerin sayısını arttırarak Türkiye’deki kurumların yapay zeka dönüşümünün hızlandırmasına katkı sağlamayı amaçlıyoruz. Özellikle finans, telekom, e-ticaret ve teknoloji şirketleri yapay zeka projelerini ölçeklendirmek için güçlü altyapılara ihtiyaç duyuyor. Girişimcilik ekosisteminde de hareketlilik söz konusu. Hedefimiz, Türkiye’de yapay zeka ekosisteminin ihtiyaç duyduğu güvenli ve yüksek performanslı altyapıyı sağlayarak yerli yapay zeka projelerinin gelişimine katkı sunmak.

 

Kloudeks’in denetimli SaaS pazaryeri modeli fintech ekosistemi için nasıl bir değer oluşturur?

Finansal kurumlar yeni teknolojilere erişmek isterken, güvenlik, sürdürülebilirlik ve mevzuata uyum konularında yüksek standartlar bekliyor. Kloudeks Pazaryeri bu ihtiyaca cevap vermek için oluşturuldu. Platformda yalnızca belirli güvenlik ve kalite kriterlerini karşılayan fintech çözümleri yer alabiliyor. Böylece finans kuruluşları da güvenilir yazılımlara daha hızlı erişebiliyor. Fintech girişimleri de KKB’nin güvenilir marka gücü sayesinde ürünlerini daha geniş bir müşteri kitlesine ulaştırma fırsatı elde ediyor.  

 

Dijital ekonomimizin nasıl şekilleneceğini öngörüyorsunuz? 

Türkiye’nin dijital ekonomisi önümüzdeki dönemde veri, yapay zeka ve bulut teknolojileri ekseninde şekillenecek. Veriyi güvenli biçimde yönetebilen, analiz edebilen ve katma değere dönüştürebilen kurumlar rekabet avantajı elde edecek. Bu dönüşümün temelinde ise güçlü dijital altyapılar yer alıyor. Veri merkezleri, bulut platformları ve yapay zeka altyapıları artık ekonominin yeni üretim tesisleri olarak değerlendiriliyor. 30 yıllık veri yönetimi deneyimimizi bu yeni döneme taşıyoruz. Anadolu Veri Merkezi ile güvenli altyapıyı, Kloudeks ile bulut ve yapay zeka servislerini, SaaS pazaryeri ile de dijital ekosistemi destekleyen bütünleşik bir yapı oluşturuyoruz. Amacımız; yalnızca teknoloji sağlayıcısı olmak değil, Türkiye’nin dijital ekonomisinin büyümesine katkı sunan stratejik bir iş ortağı olmak.

 

Stratejileriniz ve planlarınız hakkında bilgi verir misiniz?

Önceliklerimizin başında Anadolu Veri Merkezi’nin ikinci faz yatırımını sürdürmek ve Kloudeks ekosistemini büyütmek geliyor. Bir yandan veri merkezi kurulu güç kapasitemizi 8 katına çıkarırken, diğer yandan yapay zeka, GPU servisleri, yönetilen hizmetler ve SaaS pazaryeri alanlarında ürün portföyümüzü genişletiyoruz. Orta vadede hedefimiz, veri merkezinden bulut servislerine, yapay zeka altyapılarından yazılım ekosistemine kadar uzanan uçtan uca bir dijital dönüşüm platformu oluşturmak. Türkiye’nin teknolojik bağımsızlığına katkı sunan yerli ve güvenli altyapı sağlayıcısı olarak konumumuzu daha da güçlendirmeyi amaçlıyoruz.

 



Source link