Aytemiz CTO’su Tayfun Çakıcıer
“Hibrit yapıyı tercih eden kurumlardanız. Ancak bu tercihimiz maliyet ya da hız odaklı değil. Bizim için önemli olan doğru iş yükünü doğru mimaride çalıştırabilmek. Gerektiğinde public cloud kullanıyoruz, gerektiğinde hibrit yapılar oluşturuyoruz, gerektiğinde ise tamamen kapalı ağlar ve edge mimariler üzerinde ilerliyoruz. Enerji sektöründe faaliyet gösteren bir şirket olduğumuz için regülasyonlar da bu kararların önemli bir parçası. Bu nedenle bulut stratejimizi tek bir teknoloji yaklaşımıyla değil, iş yüklerinin ve regülasyonların gerektirdiği şekilde şekillendiriyoruz.
Yapay zekâ tarafında artık yalnızca bir heyecan döneminden değil, somut dönüşüm etkilerinden söz ediyoruz. Yapay zekâ konuşulan bir teknoloji olmaktan çıktı, iş yapış biçimlerini dönüştüren bir gerçeklik haline geldi. Hatta ekip içinde yaptığımız son değerlendirme toplantısında özellikle giriş seviyesindeki çalışan arkadaşlara şunu söyledim; Önümüzdeki bir ila bir buçuk yıl içinde giriş seviyesindeki birçok rolün görev tanımı önemli ölçüde değişecek. Yapay zekâ, tekrar eden işleri hızla devralırken insan kaynağının daha analitik, daha yaratıcı ve daha koordinasyon odaklı alanlara kayması gerekecek. Yapay zekâ bu kadar hızlı ilerliyor. Bu dönüşüm yönetilen hizmetlere bakış açımızı da değiştirdi. Özellikle teknoloji alanındaki çok niş uzmanlıklara erişebilmek için dış kaynak kullanımı kritik hale geldi. Alanında uzman iş ortaklarıyla çalışıyor, belirli konuları doğrudan o ekiplerin yönetmesine imkân tanıyoruz.
Veri egemenliği konusu ise bence son derece kritik. Veri çok değerli ama bazen gereğinden fazla romantize edilen bir konu haline geliyor. Sürekli ‘veri yeni petrol’ deniyor. Ben buna tam katılmıyorum. Hatta, sektörümüzün de etkisiyle, esprili bir yaklaşımla şunu söylüyorum: Petrol petroldür. Verinin stratejik önemi tartışılmaz. Tam da bu nedenle bu kadar değerli olan bir şeyi kontrolsüz biçimde farklı ortamlara dağıtmayı düşünemeyiz.
Enerji sektöründeki regülasyonlar nedeniyle verinin konumu bizim için çok önemli. Mimari tasarımlarımızı oluştururken bölgesel gereksinimleri dikkate almak zorundayız. Örneğin herhangi bir felaket senaryosunda sistemlerimizin otomatik olarak başka bir ülkedeki veri merkezine taşınması bizim için kabul edilebilir bir model değil. Bu nedenle veri yerleşimi, yedeklilik ve süreklilik kararlarımızı regülasyonlar doğrultusunda şekillendiriyoruz. Eğer bu kısıtlar olmasaydı belki çok farklı mimarileri de değerlendirebilirdik.
BT organizasyonlarının geleceğine baktığımızda ise çok önemli bir dönüşüm görüyorum. Geçmişte BT ekipleri daha çok teknik destek veren, altyapı yöneten yapılar olarak görülürdü. Sonra yazılım geliştirme ve dijitalleşme ile birlikte kurumların dönüşümüne katkı sağlayan ekipler haline geldik. Bugün ise artık şirketlerin stratejik karar mekanizmalarının içindeyiz. Yönetim kurullarında daha fazla CIO ve CTO görüyoruz. Teknoloji geçmişine sahip genel müdürler görüyoruz. BT organizasyonlarının şirketlerdeki etkisi her geçen gün artıyor.
Yapay zekâ nedeniyle BT ekiplerinin öneminin azalacağını düşünenler var. Ben tam tersini düşünüyorum. Çünkü yapay zekâ sayesinde daha az iş yapmayacağız; aynı anda çok daha fazla işi yönetmek zorunda kalacağız. Çok daha fazla sistem, çok daha fazla veri ve çok daha fazla süreç ortaya çıkacak. Bunların tamamını koordine edecek bir orkestrasyon ihtiyacı oluşacak.
Ben geleceğin BT liderlerini bir orkestranın maestrolarına benzetiyorum. Çünkü artık yalnızca teknolojiyi değil; veriyi, yapay zekâyı, iş süreçlerini ve insan kaynağını birlikte yönetmek gerekiyor. Yapay zekâ çağında BT’nin rolü azalmayacak; tam tersine, daha stratejik, daha belirleyici ve daha görünür hale gelecek.”
Source link