Türkiye’de bilişim sektörü artık yalnızca büyüyen bir sektör değil, ekonominin verimliliğini, kurumların rekabet gücünü ve ülkemizin geleceğini doğrudan şekillendiren stratejik bir güç.
İnnova Bilişim CEO’su Huzeyfe Yılmaz
Yapay zekâdan bulut teknolojilerine, siber güvenlikten veri analitiğine, robotikten IoT ve otomasyona kadar yaşanan hızlı gelişim, teknoloji dünyasında dengeleri yeniden kuruyor. Dijitalleşme artık kurumlar için bir tercih değil, rekabet edebilmenin, verimli çalışabilmenin ve sürdürülebilir büyümenin temel koşullarından biri.
Bu nedenle teknoloji yatırımlarını hiçbir zaman yalnızca bir teknoloji yatırımı olarak görmüyoruz. Doğru teknoloji yatırımı aynı zamanda verimlilik, rekabet ve büyüme yatırımıdır. Bugün fark yaratan şirketler değişimi beklemiyor, değişime hazırlanıyor, hatta değişimi başlatıyor.
Biz de İnnova olarak kendimizi tam bu dönüşümün merkezinde konumlandırıyoruz.
1999 yılından bu yana Türkiye’nin önemli teknoloji projelerinde sorumluluk üstlenen İnnova, bugün yaklaşık 1.300 çalışanı, 600’ün üzerinde yazılım geliştiricisi ve eş zamanlı yürüttüğü 250’i aşkın projesiyle önemli bir teknoloji ve mühendislik gücüne sahip.
27 yıllık tecrübemiz boyunca yalnızca yazılım geliştiren bir şirket olmadık. Teknolojiyi tasarlayan, geliştiren, entegre eden, sahaya kuran ve işleten, gerektiğinde bunu ürüne dönüştüren uçtan uca bir teknoloji şirketi olmayı hedefledik.
Bugün geldiğimiz noktada ise önümüzde yeni bir dönem var.
Bu dönemin en güçlü başlıklarından biri hiç kuşkusuz yapay zekâ.
Yapay zekâ, yazılım geliştirmeden müşteri deneyimine, veri analizinden karar destek sistemlerine, operasyonlardan otomasyona kadar hemen her alanda iş yapış biçimlerini yeniden tanımlıyor. Ancak biz yapay zekâyı tek başına bir teknoloji başlığı olarak görmüyoruz. Gerçek değer, yapay zekânın güçlü veri altyapısı, bulut teknolojileri, sistem entegrasyonu, siber güvenlik ve otomasyon kabiliyetleriyle birlikte çalışmasıyla ortaya çıkıyor.
Önümüzdeki dönemde asıl rekabet avantajını da bu teknolojilerden yalnızca birine sahip olanların değil, bunları birlikte çalıştırabilen ve somut iş sonuçlarına dönüştürebilen kurumların elde edeceğine inanıyorum.
İnnova’nın önemli avantajlarından biri tam da burada ortaya çıkıyor.
Yıllar içerisinde oluşturduğumuz yazılım geliştirme, sistem entegrasyonu, altyapı, finansal teknolojiler, veri, bulut, IoT ve otomasyon yetkinliklerimizi bugün yapay zekâ ve robotik gibi yeni nesil teknolojilerle bir araya getiriyoruz. Böylece müşterilerimizin yalnızca bugünkü teknoloji ihtiyaçlarına cevap vermek yerine, onların gelecekte ihtiyaç duyacakları yetkinlikleri de bugünden oluşturmaya çalışıyoruz.
Çünkü bizim için dijital dönüşüm, başlangıcı ve bitişi olan bir proje değil, teknoloji geliştikçe ve iş modelleri değiştikçe sürekli devam eden bir yolculuk. Müşterilerimizin yalnızca teknoloji ihtiyaçlarını değil, sektörlerini, iş yapış biçimlerini ve gerçek problemlerini anlamayı önemsiyoruz.
TEKNOLOJİYİ ÜRÜNE DÖNÜŞTÜRMEK
Önümüzdeki dönemde üzerinde özellikle durduğumuz alanlardan biri de Ar-Ge ve ürünleşme.
Türkiye çok güçlü bir mühendislik ve yazılım geliştirme kapasitesine sahip. Bundan sonraki aşamada bu yetkinliği daha fazla ürüne, fikrî mülkiyete ve küresel ölçekte rekabet edebilen teknoloji markalarına dönüştürmemiz gerektiğine inanıyorum.
İnnova olarak sektörel bilgi birikimimizi ölçeklenebilir ürünlere dönüştürüyor, mevcut platformlarımızı yeni nesil teknolojilerle geliştiriyor ve iyi fikirleri gerçek ticari değere taşımaya çalışıyoruz.
İnsansı robot teknolojileri bu yaklaşımımızın önemli örneklerinden biri. Robotik dünyasında yaşanan gelişmeleri yalnızca takip etmek yerine bu alanda yetkinlik oluşturuyor, robotları yapay zekâ, veri ve yazılım kabiliyetlerimizle birleştirerek farklı sektörlerde gerçek kullanım senaryolarına dönüştürmeyi hedefliyoruz.
Benzer şekilde NovaBike ile teknolojiyi fiziksel dünyayla buluşturuyor, şehir içi ulaşımda sürdürülebilir, dijital ve ölçeklenebilir yeni bir model ortaya koyuyoruz.
Bunların bizim açımızdan ortak bir anlamı var: Teknoloji üretmek yalnızca bir yazılım ya da ürün geliştirmek değildir. Bir fikri ürüne dönüştürmek, ölçeklemek, sürdürülebilir bir iş modeli oluşturmak ve nihayetinde dünyaya açabilmektir.
EN BÜYÜK GÜCÜMÜZ İNSAN KAYNAĞIMIZ
Bütün bunları mümkün kılan temel unsur ise insan. Teknolojinin bu kadar hızlı değiştiği bir dönemde şirketlerin en önemli sermayesinin öğrenebilen, kendini sürekli geliştiren ve bilgisini paylaşabilen insan kaynağı olduğuna inanıyorum.
Bu nedenle İnnova’da yalnızca teknolojiye değil, insan kaynağımıza da yatırım yapıyoruz. Mühendislik ve yazılım geliştirme gücümüzü artırırken ekiplerimizin yeni nesil teknolojiler konusunda yetkinleşmesini, farklı disiplinlerin birlikte çalışmasını ve kurum içinde inovasyon kültürünün gelişmesini önemsiyoruz.
Çünkü yapay zekâdan robotiğe kadar konuştuğumuz bütün teknolojilerin arkasında hâlâ nitelikli insan, güçlü mühendislik ve doğru problem çözme kabiliyeti var.
TÜRKİYE’DEN DÜNYAYA
Büyüme stratejimizi de yalnızca iş hacmimizi artırmak üzerine kurmuyoruz. Türkiye’de güçlü olduğumuz alanlarda derinleşirken, geliştirdiğimiz ürün ve çözümleri yeni sektörlere ve yeni coğrafyalara taşımak istiyoruz.
Hedefimiz net: “Türkiye’nin teknoloji gücünü küresel pazarlarda kalıcı bir değere dönüştürmek.”
Teknoloji ihracatımızı artırmak, kendi ürünlerimizi farklı coğrafyalara ulaştırmak ve uluslararası pazarlarda kalıcı bir İnnova markası oluşturmak önümüzdeki dönemin temel öncelikleri arasında.
2007 yılından bu yana yüzde yüz Türk Telekom iştiraki olmamız ve Türk Telekom Grubunun güçlü teknoloji ve telekomünikasyon ekosisteminin parçası olarak faaliyet göstermemiz de bu yolculukta bize önemli bir güç ve sinerji sağlıyor.
İnnova olarak vizyonumuzu bu nedenle oldukça açık tanımlıyoruz:
“5 yıl içinde küresel pazarda söz sahibi ve Türkiye’de lider bilişim teknolojileri şirketi olmak.”
Bu bizim için yalnızca iddialı bir hedef cümlesi değil, hangi alanlara yatırım yapacağımızı, hangi yetkinlikleri geliştireceğimizi ve nasıl bir İnnova inşa etmek istediğimizi tarif eden bir yol haritası.
Büyümeyi de yalnızca finansal sonuçlarla ölçmüyoruz. Geliştirdiğimiz teknolojiler, ortaya çıkardığımız ürünler, yetiştirdiğimiz insan kaynağı, müşterilerimizin dönüşümüne sağladığımız katkı ve Türkiye’den dünyaya taşıdığımız katma değer de bizim için başarının temel göstergeleri.
Türkiye’nin mühendislik gücüne ve teknoloji üretme potansiyeline inanıyoruz.
İnnova olarak Ar-Ge’ye, insan kaynağına, ürünleşmeye ve yeni nesil teknolojilere yatırım yapmaya devam edeceğiz.
Hedefimiz, teknolojiyi yalnızca takip eden ya da kullanan bir şirket olmak değil, teknolojiyi üreten, geliştiren, ürünleştiren, ölçekleyen ve dünyaya taşıyan bir şirket olmak.
Türkiye’de oluşturduğumuz teknoloji ve mühendislik gücünü küresel ölçekte rekabet eden ürün ve çözümlere dönüştürmek istiyoruz.
İnnova’nın önümüzdeki dönemde Türkiye’nin teknoloji gücünü dünyaya taşıyan önemli markalardan biri olacağına inanıyorum.
Source link