Barikat Siber Güvenlik CEO’su Ramazan Çelik: “Hedefimiz; kurumların yalnızca güvenlik ihtiyaçlarına yanıt veren değil, onların dijital dönüşüm yolculuğunda güvenilir ve uzun vadeli çözüm ortağı olarak değer üretmek.” 

Handan Aybars

 

Türkiye’de siber güvenlik alanındaki en kritik ihtiyaç, teknoloji ile insan kaynağını doğru şekilde bir araya getirebilecek sürdürülebilir modeller olarak öne çıkıyor. Çünkü güvenlik teknolojileri hızla gelişse de bu sistemleri doğru yönetecek, yorumlayacak ve olası tehditlere karşı proaktif hareket edecek nitelikli insan kaynağı olmadan tüm bunlar tek başına yeterli değil. Bu noktada insan kaynağına yapılan yatırım, uzun vadede ülkenin siber güvenlik kapasitesini doğrudan güçlendiriyor. Bu değerlendirmeyi yapan Barikat Siber Güvenlik CEO’su Ramazan Çelik’e göre, siber güvenlikte en kritik ihtiyaç; teknoloji, insan ve eğitimi bütüncül şekilde ele alan bir yaklaşım.

Ramazan Çelik, sektördeki nitelikli uzman açığının sebeplerini de paylaştı. İlk olarak “Siber Güvenlik Mühendisliği” bölümünün az sayıda üniversitede bulunmasına işaret eden Ramazan Çelik, bunun yanı sıra eğitim ile uygulama arasındaki kopukluğun da önemine dikkat çekti. Buna göre, üniversitelerde verilen eğitim çoğu zaman teorik düzeyde kalıyor ve öğrenciler gerçek saldırı senaryolarını, canlı sistemleri ya da saha dinamiklerini yeterince deneyimleyemeden mezun oluyor. Oysa Çelik’in de belirttiği gibi, siber güvenlik, doğası gereği pratiğe dayalı ve sürekli güncellenmesi gereken bir alan. Bu nedenle yalnızca teknik bilgi yetmiyor, analitik düşünme becerisi, olay müdahalesi tecrübesi ve güncel tehditleri yakından takip edebilme yetkinliği de önem taşıyor. Bu becerilerin akademik ortamda her zaman yeterince kazandırılamaması gerçeğine işaret eden Ramazan Çelik, bu yolda attıkları adımlar hakkında sorularımızı yanıtladı: 

 

Sakarya Üniversitesi ile hayata geçirilen “Siber Kariyer Programı” ve bu program için sizi harekete geçiren gerekçeler hakkında bilgi verir misiniz? 

Siber Kariyer Programı, sektörde uzun süredir hissettiğimiz nitelikli insan kaynağı ihtiyacına doğrudan çözüm üretme amacıyla ortaya çıktı. Temel motivasyonumuz, öğrencileri daha mezun olmadan sektörle buluşturmak, gerçek siber saldırı senaryoları üzerinde çalıştırmak ve onları doğrudan iş hayatına hazır hale getirmek. Program kapsamında hem teknik eğitimler hem de uygulamalı çalışmalar yer alıyor. Sakarya Üniversitesi ile iş birliğini, sadece bir eğitim projesi değil; Türkiye’nin siber güvenlik ekosistemine uzun vadeli bir yatırım olarak görüyoruz. Amacımız; sektöre hazır, yetkin ve farkındalığı yüksek uzmanlar yetiştirmek ve ülkemizin siber güvenlik kapasitesine somut katkı sağlamak. Siber güvenlik artık yalnızca kurumlar için değil, ülkeler için de stratejik ve millî bir konu. Önümüzdeki 10 yıl içinde bu alanın küresel ölçekte en kritik risk başlıklarından biri hâline geleceğini ve nitelikli insan kaynağına duyulan ihtiyacın artacağını öngörüyoruz. Bu projeyle hedefimiz; siber güvenliğe ilgi duyan ve bu alanda kariyer yapmak isteyen herkesi sektöre kazandırmak. Çünkü siber güvenlikte başarının diplomanın ötesinde, gerçek yetkinlik ve sürekli öğrenme isteğiyle ölçüldüğünü düşünüyoruz. Üniversitelerin farklı bölümlerinden mezun olup kendini geliştiren ve analitik düşünebilen bireylerin de bu alanda başarılı olabildiğini görüyoruz. 

 

Bu programı klasik üniversite–sektör iş birliklerinden ayıran temel farklar neler? 

En temel fark, tamamen uygulama ve saha odaklı olması. Program, teorik bilginin ötesine geçerek öğrencileri gerçek siber güvenlik senaryolarıyla birebir çalıştırmayı hedefler. Katılımcılar gerçek saldırı vektörlerini analiz eder, olay müdahale süreçlerine dahil olur ve canlı sistemler üzerinde deneyim kazanır. Önemli farklardan biri de programın doğrudan sektör ihtiyaçlarına göre şekillendirilmiş olması. Amaç yalnızca eğitim vermek değil, mezuniyet sonrasında sahaya hazır, nitelikli ve sürdürülebilir bir insan kaynağı yetiştirmek. 

 

Siber güvenlikte insan kaynağının rolünü nasıl tanımlarsınız?

En gelişmiş sistemler bile doğru şekilde yönetilmediğinde veya yorumlanmadığında yetersiz kalabilir. Bu nedenle siber güvenlikte başarı, büyük ölçüde tehditleri öngörebilen, analiz edebilen ve hızlı aksiyon alabilen uzmanlara bağlıdır. Sadece ürün geliştiren bir şirket değiliz; bu noktada devreye girerek kurumlara uçtan uca destek sağlıyoruz. Danışmanlık, denetim, olay müdahalesi, mimari analiz ve sürekli izleme hizmetlerini tek çatı altında sunuyoruz. Amacımız, kurumların yalnızca bugünkü tehditlere karşı değil, gelecekte karşılaşabilecekleri risklere karşı da hazır olmalarını sağlamak. Barikat perspektifinde insan kaynağı, teknolojinin tamamlayıcısı değil, çözümlerimizin ve servislerimizin kalitesinde doğrudan belirleyici unsur.

 

Gelecek 5–10 yıllık dönemde siber güvenlik sektöründe hangi yetkinlikler öne çıkacak? Bugünün öğrencileri kendilerini nelere hazırlamalı?

Sektör açısından en büyük kırılma noktasının yapay zekâ olacağını net bir şekilde söyleyebiliriz. Yapay zekâ, iş yapış biçimlerini kökten değiştiren bir dönüşüm yaratıyor; süreçleri hızlandırıyor, verimliliği artırıyor ve yeni iş modellerinin ortaya çıkmasını sağlıyor. Fakat yapay zekâ, siber saldırıların daha karmaşık, daha hızlı ve daha etkili hale gelmesine de zemin hazırlıyor; Sahte içerik üretimi, kimlik taklitleri, deepfake teknolojileri ve manipülasyon girişimleri daha sofistike bir hâl alıyor. Önümüzdeki dönemde regülasyonların daha da artacağını, özellikle bulut, veri güvenliği ve kritik altyapılar konusunda daha net kuralların devreye gireceğini de öngörüyoruz. Bu süreç aynı zamanda yerli ve millî teknolojiler açısından önemli bir fırsat barındırıyor. Türkiye’nin bu alanda güçlü potansiyele sahip olduğuna inanıyoruz. Amacımız; regülasyonlara uyum sağlayan değil, bu regülasyonların oluşmasına yön veren, sektörde standartları belirleyen bir marka olmak. Önümüzdeki 5–10 yıl, siber güvenlik alanında sadece uzmanların değil, aynı zamanda geleceğin güvenlik liderlerinin yetişeceği bir dönem olacak.

 

Üniversite–sektör iş birliklerini genişletmeye yönelik planlarınız var mı? 

Sakarya Üniversitesi ile başlattığımız Siber Kariyer Programı’nın uzun soluklu olmasını hedefliyoruz. İlk programı 2026 bahar döneminde hayata geçirdik ve önümüzdeki yıllarda da aynı dönemde düzenli olarak sürdürmeyi planlıyoruz. Programı farklı üniversitelere genişletmek uzun vadeli hedeflerimiz arasında yer alıyor. Topkapı Üniversitesi de yakın zamanda Tera Grup bünyesine katıldı. Uzun vadeli planlarımız kapsamında Topkapı Üniversitesi ile iş birliği yaparak siber güvenlik alanında kariyer eğitimleri düzenlemeyi hedefliyoruz. Bunun yanı sıra Barikat Akademi çatısı altında yürüttüğümüz eğitim ve sertifikasyon programlarına da kesintisiz şekilde devam edeceğiz.

 

Kurumsal hedeflerinizi, Ar-Ge gündeminizi paylaşır mısınız?

Barikat’ın vizyonu; yalnızca Türkiye’de değil, faaliyet gösterdiğimiz tüm bölgelerde kurumların dijital geleceğini güvence altına almak ve siber güvenlik ekosisteminin öncü aktörlerinden biri olmayı sürdürmek temeline dayanır. Bu doğrultuda kısa vadede; hizmet portföyümüzdeki yapay zekâ destekli SOC dönüşümünü tamamlayarak operasyonel verimliliğimizi artırmayı, kamu ve finans sektörlerine özel uyum ve regülasyon servislerimizi genişletmeyi ve özellikle finansal teknolojiler, kripto varlık hizmet sağlayıcıları ve dijital bankacılık alanlarında gelişen güvenlik ihtiyaçlarına yanıt verecek çözümlerimizi güçlendirmeyi hedefliyoruz. Ürünlerimizden biri olan LODDOS, kurumların DDoS saldırılarına karşı ne kadar hazır olduğunu ölçen ve gerçek bir saldırı yaşanmadan önce sistemlerin dayanıklılığını test eden bir platform. 5 kıtada 30’dan fazla ülkede kullanılan LODDOS’un küresel ölçekte büyümesini hızlandırmak ve DDoS dayanıklılığı konusunda referans bir platform haline getirmek öncelikli hedeflerimiz arasında.

Orta ve uzun vadede ise kritik altyapıların güvenliği alanındaki bölgesel liderliğimizi pekiştirmenin yanı sıra bulut güvenliği, yapay zekâ destekli tehdit istihbaratı ve custody-grade MDR yaklaşımlarıyla yeni nesil finansal sistemlerin güvenliğinde belirleyici rol üstlenmeyi amaçlıyoruz. Çatısı altında bulunduğumuz Tera Grup’un vizyonuyla paralel olarak, siber güvenlik ekosistemini büyütecek yeni teknolojilere ve girişimlere yatırım yapmak da stratejik önceliklerimiz arasında.

 



Source link