İntegral Yatırım CIO’su Özgür Armağan
“Test süreçleri yazılım yaşam döngüsünün olmazsa olmazı. Gelişen teknolojiyle birlikte test süreçleri de çok farklılaştı. Hepimizin amacı test coverage’ı mümkün olduğunca yüksek tutmak ama şunu da kabul etmek lazım; developer’lar genelde unit test yazmayı çok sevmezler. Bir kodu yazdıktan sonra bir de onun fonksiyonel testini, script’ini yazmak geliştiricilerin çok tercih ettiği bir iş değil. Bu noktada yapay zekâ destekli araçlara ihtiyaç duyduğumuzu düşünüyorum. Çünkü bu süreçleri mümkün olduğunca otomate etmek gerekiyor. Hatta açık konuşmak gerekirse bazı alanlarda insansızlaştırmak artık kaçınılmaz hale geliyor. Test tarafındaki önemli problemlerden biri de test ortamlarının sürekliliğini sağlamak. Production verisini test ortamına taşıdığınızda KVKK ve PCI DSS gibi regülasyonlar nedeniyle ciddi sorunlar ortaya çıkabiliyor. Özellikle müşteri verilerinin canlı test ortamında kullanılması bizim için büyük risk oluşturuyor. Bu nedenle verileri maskeleyerek belirli periyotlarla test ortamına taşımamız gerekiyor. Ama bunu manuel süreçlerle yapmak hem yorucu hem riskli. Burada da yapay zekâ ve otonom tool’lardan faydalanmayı hedefliyoruz.
Dolayısıyla production verisinin ne zaman, nasıl ve hangi yöntemle test ortamına aktarılacağı çok kritik bir konu. Tamamını taşımak mı gerekiyor, maskeleyerek mi ilerlemek lazım, parçalı mı taşımalıyız; bunların hepsi sürekli değerlendirdiğimiz başlıklar. Regresyon testleri de bizim için çok kritik. Bir yeri kırdık mı kırmadık mı görmek zorundayız. Çünkü yatırım sektöründe iş sürekliliği her şey demek. İnsanlar burada kendi paralarıyla işlem yapıyor. En ufak bir hata çok ciddi sonuçlar doğurabiliyor. Yanlış bir yatırım tavsiyesi bile büyük risk oluşturabiliyor. Test süreçlerine çok önem veriyoruz ama açık söylemek gerekirse test rolünün önemli bir kısmını yazılım ekiplerine kaydırdık. Bunun bir nedeni yazılım ekiplerinin know-how seviyesinin yüksek olması, diğer nedeni ise kaynakları daha verimli kullanabilmek.
Bizim için en büyük risk iş sürekliliği. En büyük korkumuz ise yaptığımız bir geliştirme sonrası mevcut sistemlerin kırılması ve müşteri memnuniyetinin zarar görmesi. Bu nedenle yapay zekâ tarafında ciddi inisiyatifler almaya başladık. 2026 tarafında ise en önemli hedeflerimizden biri cloud yapımızı büyütmek olacak. Bunun yanında security tarafı çok kritik. Yapay zekâ büyüdükçe tehditler de büyüyor. Bu nedenle global güvenlik firmalarıyla birlikte güvenlik seviyemizi daha yukarı taşımaya çalışıyoruz. Altyapı tarafında da donanım maliyetleri ciddi şekilde arttı. O yüzden alternatif sanallaştırma teknolojileri ve yeni çözümler üzerine çalışıyoruz.
Yapay zekâ tarafında ise uygulamalara biraz daha intelligence kazandırdığımız projeler yaptık. Burada amaç kullanıcının uygulamayı daha akıllı şekilde yönlendirebilmesi, raporları yorumlayabilmesi ve sonuçlara çok daha hızlı ulaşabilmesi. Şu anda bazı projeleri canlıya aldık, bazılarını geliştirmeye devam ediyoruz.”
Source link