Koçtaş CTO’su Uğur Serkan Taşkın 

“Koçtaş kendini omni-channel bir oyuncu olarak konumluyor. Son 1,5-2 yıldır AI ile ilgili çok şey konuştuk; fotoğraf ürettik, kod yazdık, test senaryoları geliştirdik ama artık olay bambaşka bir noktaya gidiyor. Çünkü AI da AI ile geliştiriliyor. Bu hızı yakalamak ise gerçekten çok zor. Koçtaş’ta analizden test süreçlerine kadar yapay zekâyı yoğun bir şekilde kullanıyoruz. Ama burada başka bir problem ortaya çıkıyor; sistemin en zayıf halkası. Çok kompleks mimariler yönetiyoruz. İçlerinde legacy yapılar, eski kod bazları, third-party bağımlılıkları var. Bu nedenle bütünsel bir hızlanma yaşayamıyoruz. Bazı alanlar çok hızlandı ama bazı parçalar hâlâ eski hızında ilerliyor. 

Bir başka problem de süreçlerimizin bu yeni hıza uyum sağlayamaması. Bugüne kadar daha çok kod yazma ve test senaryosu üretme tarafına odaklandık çünkü maliyetin ve acının en yoğun olduğu alanlar buralardı. Ama şimdi şunu görüyoruz; değişiklik yönetimi süreçleri, etki analizleri gibi daha kompleks süreçleri yapay zekâyla nasıl hızlandıracağımızı henüz tam netleştiremedik.

Yapay zekâyı kod geliştirme süreçlerine dahil etmeye başladığımızda gördük ki kod bazlarımızın önemli bir kısmı AI için hazır değil. Yani 100 bin satırlık eski bir kod bazına doğrudan AI ile iş yaptırmaya çalıştığınızda sonuç çoğu zaman kabul edilebilir olmuyor. Hatta bazen daha kötü kod üretebiliyor. Bu nedenle önce kod bazını modernize etmek, AI-Ready hale getirmek gerekiyor. Şu anda en çok kafa yorduğumuz konulardan biri bu. 

En büyük yatırım öğrenmeye yapılıyor. Biz ekip olarak inanılmaz bir enerji harcıyoruz. Sürekli hackathon’lar, AI etkinlikleri, eğitimler, YouTube videoları… İşin peşinden koşuyoruz. Gün içinde AI toplantıları, akşam eve gidince başka tool’ların videolarını izlemeye devam ediyoruz. Şirketlerin en büyük yatırımı bu dönüşümü anlamaya çalışmak. 

Bir başka önemli konu ise rollerin yakınsamaya başlaması. Analist, developer ve test rolleri giderek birbirine yaklaşıyor. Tüm roller daha çok mimariye ve tasarıma yöneliyor ve bu roller ortaklaşmaya başladı. Biz de organizasyon yapısını ve rollerimizi yeniden düşünmeye başladık. 

Son olarak AI yönetişimi ve güvenlik tarafı şu anda bizim için en büyük risk alanı. Açıkçası başımıza ne geleceğini tam bilmiyoruz. Biraz gaz, biraz fren şeklinde ilerliyoruz. Teknoloji çok güçlü ama aynı zamanda ciddi güvenlik ve veri yönetimi riskleri var. Hatta bazen bir şeyi denemek için bile gerekli erişimleri açtıramıyoruz. O yüzden birçok kişi gibi biz de bazen kurumsal platformların dışında denelemelerimizi yapıyoruz. Bu işin güvenlik ve yönetişim tarafı önümüzdeki dönemin en kritik başlıklarından biri olacak. Bir de buna “Veri Yönetişimini” eklemek gerekiyor. Çünkü veri yönetimi doğru kurulmadan AI tarafında sürdürülebilir başarı elde etmek çok zor.” 

 



Source link