AI uygulamalarının yaygınlaşmasıyla birlikte veri merkezlerinde işlem yoğunluğu ve güç tüketimi hiç olmadığı kadar arttı. Bu dönüşüm de soğutmayı operasyonel bir gereklilik olmaktan çıkarıp veri merkezi performansını belirleyen stratejik bir unsur haline getirdi. Bu tabloda Ecolab’ın CoolIT Systems satın alması ise küresel ölçekte büyük ses getirdi. Bu yatırımın arkasındaki temel stratejik motivasyon hakkında bilgi veren Ecolab Türkiye & Kafkasya Genel Müdürü Matheo Tuncer, “CoolIT Systems’in mühendislik odaklı soğutma teknolojileriyle Ecolab’ın su yönetimi, kimya, dijital çözümler ve saha hizmetleri uzmanlığını bir araya getirerek müşterilerimiz için performans ve güvenilirliği artırıyoruz” dedi. Tuncer, bunun yanı sıra su ve enerji tüketimini azaltan uçtan uca bir soğutma çözümü sunabildiklerinin de altını çizdi. Matheo Tuncer’e göre, bu satın alma, AI ekosistemine sundukları katkıyı daha da genişletiyor. Çünkü Ecolab’ın çip üreten yarı iletken üretim tesislerinden bu çipleri besleyen enerji santrallerine ve çiplerin kullanıldığı veri merkezlerine kadar tüm değer zincirinde yer almasını sağlıyor. “Bu adım, Ecolab’ı dünyanın önde gelen teknoloji şirketlerinin sorumlu ve sürdürülebilir büyüme hedeflerinde güvenle iş birliği yaptığı stratejik iş ortağı konumuna taşıyor” diyen Matheo Tuncer, sorularımızı yanıtladı: 

Yapay zekâ veri merkezlerinde neden hava soğutma yerine sıvı soğutma konuşuluyor?
Geleneksel soğutma sistemleri; evaporative (buharlaştırmalı) ve hibrit hava soğutma sistemleri gibi çözümler, veri merkezlerini tesis genelinde soğutacak şekilde çalışıyor. Ancak AI kaynaklı bilgi işlem kapasitesindeki hızlı artışla birlikte raf yoğunlukları yükseldikçe, veri merkezlerinde oluşan ısı yükünü etkin şekilde yönetebilmesi için farklı soğutma çözümlerine ihtiyaç duyuluyor.
Sıvının ısı transfer kapasitesi önemli bir avantaj sağlıyor. Bu nedenle sektör, daha yüksek verimlilik sunan doğrudan çipe sıvı soğutma (direct-to-chip) başta olmak üzere farklı sıvı soğutma mimarilerine yöneliyor. CPU ve GPU’lar daha gelişmiş hale geldikçe ve veri merkezlerindeki işlem yoğunluğu arttıkça yalnızca havayı soğutmak yeterli olmaktan çıkıyor. 
Doğrudan çipe sıvı soğutma sistemleri, soğutmayı doğrudan ısı kaynağına ulaştırıyor ve bunu, suyun yüksek ısı taşıma kapasitesinden yararlanan, buharlaşma nedeniyle sıvı kaybı yaşanmayan entegre kapalı devre sistemler aracılığıyla gerçekleştiriyor. Buradaki amaç yalnızca daha güçlü bir soğutma sağlamak değil; aynı zamanda performansı artırırken soğutma için harcanan enerji tüketimini en aza indirerek, bu enerjinin bilgi işlem altyapısına yönlendirilmesini sağlamaktır.

 

AI veri merkezlerinin büyümesiyle birlikte enerji kadar su tüketimi de gündeme geliyor. Bu konuda nasıl bir yaklaşım benimsiyorsunuz?
Bugün veri merkezi sektöründe enerji yönetimi kadar su yönetimi de kritik öneme sahip. Ecolab olarak odağımız performans ile su verimliliğini birbirinden ödün vermeden birlikte artırmaktır. 
Akıllı izleme teknolojileri, gelişmiş kimyasal çözümler ve diital optimizasyon araçları sayesinde müşterilerimizin hem operasyonel güvenilirliklerini artırmalarına hem de su tüketimlerini azaltmalarına destek oluyoruz. Gelecekte başarılı veri merkezleri yalnızca güçlü işlem kapasitesine sahip olanlar değil, aynı zamanda kaynaklarını en verimli şekilde kullananlar olacak.

“Cooling as a Service” yaklaşımı veri merkezi işletmecileri için ne ifade ediyor?
Veri merkezleri artık yalnızca fiziksel altyapı yatırımlarıyla yönetilmiyor. İşletmeciler performans, sürdürülebilirlik ve operasyonel sürekliliği aynı anda sağlamak zorunda.
Cooling as a Service (CaaS) yaklaşımıyla müşterilerimize sadece ürün değil, bütüncül bir performans modeli sunuyoruz. Soğutucu sıvılar, izleme teknolojileri, saha hizmetleri, bakım süreçleri ve performans optimizasyonu tek bir çatı altında yönetilerek, veri merkezlerinin altyapılarını tesisten çipe kadar bütüncül bir yaklaşımla yönetmelerini sağlıyoruz. Ecolab’ın Cooling as a Service (CaaS) programı, veri merkezi işletmecilerinin soğutma altyapısını yönetme yükünü azaltarak bu sorumluluğu Ecolab’ın soğutma uzmanlarına devreder. Böylece işletmeciler, soğutma sistemlerinin güvenilirliğinden emin olurken asıl odaklarını bilgi işlem kapasitesini en verimli şekilde sunmaya yöneltebilir.

 

Veri merkezi sektöründe artık PUE kadar WUE de konuşuluyor. Bu değişimi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Geçmişte sektör ağırlıklı olarak Güç Kullanım Etkinliği (PUE) ile ölçülen enerji verimliliğine odaklanıyordu. Ancak performans ve sürdürülebilirliği birlikte sağlayabilmek için veri merkezlerinin enerji verimliliği kadar Su Kullanım Etkinliği (WUE) göstergesini de öncelikli ve birbiriyle bağlantılı bir metrik olarak değerlendirmek gerekiyor. 
Bizce geleceğin en başarılı veri merkezleri, su, enerji ve performansı birbirinden bağımsız değil, birbirini tamamlayan stratejiler olarak ele alarak bu göstergelerini birlikte optimize edenler olacak. Doğru yaklaşım ve doğru teknolojilerle bu üç hedefe de aynı anda ulaşmak mümkün…

 

Türkiye veri merkezi pazarı açısından önümüzdeki dönemi nasıl görüyorsunuz?
Türkiye genç nüfusu, güçlü dijitalleşme ivmesi ve stratejik konumuyla bölgesel veri merkezi yatırımları açısından önemli bir potansiyele sahip. Veri merkezlerine sadece teknoloji yatırımı olarak bakmamak gerekiyor, veri merkezleri enerji ve sanayi politikalarının kesişim noktası haline geliyor. 
Bulut hizmetleri, yapay zekâ uygulamaları ve veri egemenliği konularının önem kazanmasıyla birlikte yeni nesil veri merkezi yatırımlarının hızlanacağını öngörüyoruz. Türkiye’nin bu alanda yatırım çekmesi de çok önemli hale gelecek. Türkiye Elektrik Sanayi Birliği (TESAB) Raporu’na göre Türkiye’nin veri merkezi kurulu gücü 2028’e kadar 500 MW seviyesine ulaşacak. Bu büyümenin sürdürülebilir şekilde gerçekleşebilmesi için enerji verimliliği, su yönetimi ve gelişmiş soğutma teknolojilerinin proje tasarımlarının merkezinde yer alması gerektiğini düşünüyoruz.

 

Veri merkezlerinin geleceğinde sizi en çok heyecanlandıran gelişme nedir?
Bence en heyecan verici gelişme, veri merkezi altyapılarının giderek daha akıllı hale gelmesi.
Artık yalnızca ekipmanları değil, tüm operasyonu gerçek zamanlı verilerle yönetebiliyoruz. Yapay zekâ destekli analizler sayesinde bakım ihtiyaçlarını önceden öngörmek, performansı optimize etmek ve kaynak tüketimini azaltmak mümkün hale geliyor.
Önümüzdeki dönemde veri merkezleri yalnızca veri işleyen yapılar değil, kendi performansını sürekli optimize eden akıllı ekosistemler haline gelecek.
 

Eğer bugün bir veri merkezi yatırımcısına tek bir tavsiye verecek olsanız bu ne olurdu?
Yatırımları yalnızca bugünün ihtiyaçlarına göre değil, yarının altyapısını da dikkate alarak planlamalarını önerirdim. AI dönüşümü veri merkezlerinin güç, işlem yoğunluğu ve soğutma gereksinimlerini çok hızlı değiştiriyor. Geleceğin veri merkezleri daha fazla işlem gücü kadar daha akıllı soğutma çözümlerine, daha etkin su yönetimine ve güçlü sürdürülebilirlik stratejilerine de ihtiyaç duyacak. Bugün alınan kararlar önümüzdeki on yılın rekabet avantajını belirleyecek. Bu nedenle ölçeklenebilirlik ve sürdürülebilirlik artık teknik detaylar değil, stratejik yatırım kriterleri haline geldi.

 

 



Source link