vMind Kurucusu ve CEO’su Volkan Duman
“vMind bir bulut şirketi olarak kuruldu, ama bugün konuştuğumuz şey sadece bulut değil. Aslında şirketlerin, sektörlerin ve iş dünyasının geleceğini konuşuyoruz. Çünkü artık teknoloji kurumların omurgasını taşıyan görünmez ama kritik bir yapı haline geldi. Bizler de bu yapının içinde müşterilerimizle birlikte nasıl ilerleyeceğimizi, onları nasıl daha çevik, daha güvenli ve daha sürdürülebilir hale getirebileceğimizi anlamaya çalışıyoruz.
2013 yılında tamamen bulut hizmetleri üretmek amacıyla kurulan bir şirketiz. Yazılımdan ağ teknolojilerine kadar çok geniş bir alanda teknoloji geliştiriyoruz. Geçmişte veri merkezlerinden verilen hizmetler farklı isimlerle anılırdı. Bugün ise bunların büyük bölümünü tek kelimeyle ‘bulut’ olarak ifade ediyoruz. Ancak son birkaç yılda yaşadığımız pandemi, savaşlar, yaptırımlar, lojistik sorunları ve tedarik zinciri problemleri teknoloji dünyasını da doğrudan etkiledi.
Geçtiğimiz günlerde büyük bir bankanın stratejik bir projesini üstlendik. Üretici firma bize ürünleri sağlayamayacağını söyledi. Düşünün; müşteri kararını vermiş, bütçesini ayırmış, proje başlamış ama ürün yok. Bir hafta içinde fiyatın iki katına çıktığı bir dünyadan bahsediyoruz. Bilgisayarı biz üretmiyoruz, belleği biz üretmiyoruz ama müşteri doğal olarak çözümü bizden bekliyor. Bugün geldiğimiz noktada teknoloji ekipleri aslında savaş zamanında ekmek bulmaya çalışan insanlar gibi kritik bir rol üstleniyor. Herkes ekmeğin her zaman bulunacağını düşünür ama kriz geldiğinde durum değişir. Teknoloji tarafında da benzer bir tabloyla karşı karşıyayız. Bu nedenle sürdürülebilirlik, öngörülebilirlik ve güvenlik her zamankinden daha önemli hale geldi. Özellikle yapay zekâ ile birlikte çok farklı bir döneme girdik. Yapay zekâ bir yandan insanlara daha hızlı hareket etme, daha kısa sürede daha fazla konuda uzmanlaşma ve yeni fırsatlar yaratma imkânı sunuyor. Diğer yandan ise güvenlik, süreklilik ve kontrol kaygılarını artırıyor.
Geleceğin BT dünyası
vMind olarak bugün yapay zekâyı sadece müşterilerimiz için değil kendi operasyonlarımızda da kullanıyoruz. Public cloud ve private cloud ortamlarımızı dışarıdan test eden, güvenlik analizleri yapan, anomalileri tespit eden ve raporlar üreten sistemler geliştiriyoruz. Yapay zekâ artık yalnızca bir araç değil, teknoloji operasyonlarının aktif bir parçası haline geldi.
Bunun yanında dünyada çok önemli bir değişim daha yaşanıyor. İnsanlar yaşlanıyor, uzman insan kaynağı azalıyor ve özellikle BT ekiplerinde belirli uzmanlıkları içeride tutmak her geçen gün daha zor hale geliyor. Bu nedenle yönetilen hizmetler hiç olmadığı kadar önem kazandı. Artık her şeyi kurum içinde yapmak mümkün değil. Ancak dış kaynak kullanırken de şeffaf, sürdürülebilir ve öngörülebilir modeller kurmak gerekiyor.
Biz kendi ekosistemimizi müşterilerimiz ve iş ortaklarımızla birlikte büyüttük. SAP de kullanacağız, Oracle da kullanacağız, farklı uygulamalar da kullanacağız. Önemli olan bunları yönetilebilir, ölçülebilir ve sürdürülebilir hale getirmek. OpenStack üzerinde geliştirdiğimiz bulut platformlarımızda da temel yaklaşımımız bu.
Önümüzdeki dönemde kurumların en çok ihtiyaç duyacağı şeylerden biri maliyetlerin öngörülebilir olması olacak. Yapay zekâ projelerinde en sık karşılaştığımız sorulardan biri bu. İnsanlar ne kadar harcayacağını bilmek istiyor. Bizim yaklaşımımız ise çok net; hangi hizmeti kullanıyorsanız onun bedelini görebilmeli ve yönetebilmelisiniz.
Yeni nesil teknolojiler, konteyner mimarileri ve Kubernetes gibi platformlar da bu dönüşümün önemli parçaları. Çünkü kurumlara bugün kullandıkları bir kaynağı yarın kapatma, ihtiyaç kadar büyüme ve tüm süreçleri raporlanabilir şekilde yönetme imkânı sunuyorlar. Bence geleceğin BT dünyası tam da bu üç kavram üzerine kurulacak: Esneklik, güvenlik ve öngörülebilirlik.”
Source link