Taxten Danışma Kurulu Üyesi Abdullah Kiraz

 

“2021 Kasım ayında kamudan ayrıldım. Gelir İdaresi Başkanlığı’nda (GİB) elektronik uygulamalardan sorumlu başkan yardımcısı olarak görev yapıyordum. Göreve başladığım ilk dönemde yalnızca e-Fatura vardı. Sonrasında e-Arşiv, e-Defter ve diğer e-belge türlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte kapsam oldukça genişledi. Hatta e-Gider Pusulası mevzuatının tebliğ metni tamamlandı ancak teknik kılavuzunun yayınlanması hâlâ bekleniyor.

 

Bugün geldiğimiz noktada şunu çok net söyleyebilirim: E-Dönüşüm artık klasik bir yazılım konusu olmaktan çıktı. Özel entegratörlük, sadece teknik bir altyapı kurmakla sınırlı değil. Mevzuatı doğru anlamak, uygulamayı sahada yönetebilmek ve idareyle sürekli temas halinde olmak gerekiyor. Bu üç alan bir arada güçlü değilse, sürdürülebilir bir yapı kurmak mümkün değil.

 

Regülasyonlar hazırlanırken sahadaki gerçeklerin daha fazla dikkate alınması gerektiğini düşünüyorum. Büyük ölçekli şirketlerin yaşadığı operasyonel zorluklar, teknik sınırlamalar ve veri hacimleri yeterince değerlendirilmeden yapılan düzenlemeler, uygulamada ciddi sorunlara yol açabiliyor. Bu noktada sektör ile kamu arasında daha güçlü bir köprü kurulması şart.

 

İlk dönemlerde idare olarak bazı konularda esneklik sağladık. Amaç dijital dönüşümün hızlı yaygınlaşmasıydı. Ancak bugün geldiğimiz noktada bu yaklaşım değişti. Artık denetim çok daha sıkı ve cezalar çok daha yüksek. Özellikle e-Defter süreçlerinde gecikmeler nedeniyle birçok mükellef ciddi yaptırımlarla karşılaşıyor. Bu durum, e-Dönüşüm süreçlerinin ne kadar kritik hale geldiğini açıkça gösteriyor.

 

Bununla birlikte idare tarafında da bazı zorluklar olabiliyor. Nitelikli insan kaynağını tutmak ve bunun motivasyonunu sağlamak da kolay olmayabiliyor. Özellikle Gelir İdaresi Başkanlığı’nın aynı anda yürüttüğü çok sayıda dijital dönüşüm uygulamaları ve konjonktürel olarak bu uygulamaların aciliyeti ve üst makamların temel gündem konusu olunca diğer uygulamaların önüne geçmesine neden olabiliyor. Bu da daha önceden başlatılan ve sahanın da beklediği bazı uygulamalarda gecikmelere sebep olabiliyor. Örneğin e-Gider Pusulası uygulamasında tüm paydaşların beklediği Teknik Kılavuz henüz yayınlanamadı. Bu uygulamada olası mali suistimallerin önüne geçilmesi amacıyla idare tarafından belirlenecek Teknik gereklilikleri özel entegratörler ve bunların müşterileri heyecanla bekliyor.  Aynı şekilde e-Gider Pusulası uygulamasında karşımıza çıkan, gönüllü olarak geçişte dahi bazı ilave koşulların müşteri tarafında aranması sektör paydaşları açısından ilk defa karşılaşılan bir durum oluyor. Mevcut taslak kılavuza göre e-Gider Pusulası uygulamasına sadece belli büyüklüğü sağlayabilen işletmelerin geçişine izin veriliyor. Bu durum e-Belge uygulamalarında ilk defa karşımıza çıktığını da belirtmek istiyorum. Bunun nedeninin söz konusu uygulamanın sahada gözlemlenmesi ve ondan sonra söz konusu uygulamanın tüm mükelleflere yaygınlaştırılması stratejisi olduğunu değerlendiriyorum. 

 

Önümüzdeki dönemde e-dönüşüm sadece belge üretmekle sınırlı kalmayacak. Üretilen belgelerde yer alan verilerden hareketle; anlık raporlama, anlık veri analizi, anlık denetim ve kontrol işlemleri ve farklı sistemlerle entegrasyon süreçlerinin çok daha kritik hale geleceğini düşünüyorum. Bu nedenle özel entegratör kuruluşlarımızın, teknik ekiplerin rolü ve teknik altyapı kapasitesinin önemi daha da artacak. Artık tek başına bir çözüm yeterli değil; farklı ekosistemleri bir arada yönetebilen güçlü yapılara ihtiyaç var. 

Ben bugün masanın diğer tarafında, yani özel sektördeyim. Bu sayede hem idarenin beklentilerini hem de sektörün ihtiyaçlarını daha net olarak görebiliyorum. Bu iki taraf arasında doğru iletişimi kurma, beklentileri anlama ve aktarma fonksiyonunun önümüzdeki dönemin en kritik başarı faktörlerinden biri olacağını değerlendiriyorum. Taxten’in bu anlamda çok başarılı olacağına inanıyorum.”

 



Source link