Bayer Türkiye Orta Doğu ve Kuzey Afrika IT Lideri Ali Pala

 

“SAP, hem üretim hem satış süreçlerimizin merkezinde yer alıyor. Perakende bir yapımız olmadığı için hız baskısı nispeten daha düşük olsa da, ilaç sektöründe regülasyonların yoğunluğu işleri oldukça karmaşık hale getiriyor. Bugün e-fatura tarafında 20’nin üzerinde farklı senaryo yönetiyoruz. Bu sadece ilaç tarafı için değil; tarım, tohum ve tüketici sağlığı olmak üzere üç farklı iş kolunun gereksinimlerinden kaynaklanıyor.

IT organizasyonu olarak tüm bu yapıları tek bir ekiple yönetiyoruz. Aynı zamanda global sistemlerle entegre bir şekilde ilerlediğimiz için oldukça kompleks bir mimari söz konusu. 20 yıllık deneyimimde AS/400’den R/3’e, oradan farklı versiyonlara ve bugün Cloud ile RISE tartışmalarına uzanan bir dönüşüm sürecine tanıklık ettim.

e-Dönüşüm tarafında ise Türkiye özelinde farklı entegratörlerle çalışıyoruz. Çünkü her legal entity’nin ihtiyacı farklı. Ayrıca yalnızca Türkiye değil; Suudi Arabistan, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerde de e-fatura regülasyonları devreye giriyor ve her biri için farklı çözümler üretmek gerekiyor.

Türkiye’nin bu alandaki en önemli gücü, zor görülen süreçleri hayata geçirebilme kabiliyeti. Örneğin; İlaç Takip Sistemi gibi projeler ilk başta imkânsız gibi görünse de başarıyla uygulandı. Bugün birçok ülke bu deneyimlerden faydalanıyor.

Önümüzde RISE dönüşümü var ve bu süreçte en büyük önceliğimiz SAP çekirdeğini mümkün olduğunca sade tutmak. ‘Greenfield’ yaklaşımıyla ilerleyerek, sistemin içine minimum müdahale edip, ihtiyaçları web servisler ve dış katmanlarla çözmeyi hedefliyoruz. Daha küçük bir yapıda bunu başardık ancak ilaç tarafında 20’ye yakın senaryo ile bu süreci yönetmek oldukça zor.

Regülasyon tarafı ise en büyük zorluklardan biri. Örneğin; yakın zamanda çıkan bir düzenleme ile tüm seri numaralarının faturaya eklenmesi istendi. Ancak teknik olarak bu mümkün değildi; dosya boyutu limitleri ve veri hacmi buna izin vermiyordu. Bu tür durumlar ciddi operasyonel sorunlar yaratabiliyor ve sonrasında geri adım atılmasıyla sonuçlanabiliyor.

Bu nedenle IT ekiplerinin sadece teknik desteğe değil, aynı zamanda regülasyon tarafında öngörü ve danışmanlığa ihtiyacı var. Entegratörlerin bu noktada daha proaktif olması, hatta otoritelerle daha yakın çalışarak uygulanabilir çözümler geliştirmesi kritik önem taşıyor.

Maliyet tarafına baktığımızda ise Türkiye’nin hâlâ birçok ülkeye göre daha rekabetçi olduğunu söyleyebilirim. Ancak asıl maliyet, bu karmaşık yapıların yönetimi ve sürekli değişen regülasyonlara uyum sağlama çabasında ortaya çıkıyor.”



Source link